• YARIM ALTIN
    3.297,00
    % -0,03
  • AMERIKAN DOLARI
    18,5529
    % -0,10
  • € EURO
    18,2844
    % 0,08
  • £ POUND
    21,0884
    % -0,03
  • ¥ YUAN
    2,6076
    % -0,10
  • РУБ RUBLE
    0,3156
    % -0,18
  • BITCOIN/TL
    362409,457
    % 2,49
  • BIST 100
    3.392,13
    % 6,67

Tehlike alarmı bankaların ardından teknoloji için çalıyor

Tehlike alarmı bankaların ardından teknoloji için çalıyor

Finansal hizmetler sektörünün karşılaştığı risklerin yönetimi, büyük teknoloji şirketleri tarafından örnek alınabilir

Bankacılar fazla zeki ve işletmeler fazla karmaşık hale geldiğinde hepimiz bunun sonuçlarına katlandık. 2008 finansal krizi oldukça fazla insana dokundu çünkü bankalar hayatımızın her alanında yer alıyor. Toplum anlamadığı risklere maruz kaldı ve herkes, hükümet destekli kurtarma fonlarıyla bu bedeli ödedi.

Bugün tehlike alarmı yeniden çalıyor. Bazı unsurlar oldukça tanıdık: Toplumun geri kalanı, başarısız olmaları ya da müşterilerine zayıf sonuçlar vermeleri halinde büyük hasar verecek olan dev ve büyümeye devam eden şirketlere bağlı. Ancak bu sefer tüm toplumu savunmasız bırakan sektör finans değil, teknoloji.

Teknoloji şirketlerinin kötü sonuçlar vermesi halinde, tüketicilerin karşılaşacağı risk, şimdi finansal hizmetlere kıyasla çok daha ciddi. Ancak bunu yönetmek için gerekli organizasyona sahip değiliz. 

Dijital ekonomi, eski ekonomiyi tüketiyor ve mevcut yönetim yapısı bu geçiş için uygun değil. Büyük teknolojiyi kim düzenliyor?

Hükümet, Competition and Markets Authority (Rekabet ve Pazar Otoritesi) çatısı altında yeni bir Dijital Pazarlar Birimi kurmayı hedefliyor. Ancak bu birimin yetkisi, rekabet karşıtı davranışları kısıtlamakla sınırlı olacak. Daha önce sözü verilen online zararlat yasası uzun zamandır erteleniyor ve her şey endişe verici derecede belirsiz.

Teknoloji şirketleri için tehlike çanları çalmaya başladı. Şimdi harekete geçilmesi lazım. Pandemi sürecinde teknolojiye olan ihtiyacımız oldukça belirgin hale geldi. Konu yalnızca video konferans yöntemiyle yapılan toplantılar ya da karantinadaki bizlere alışverişlerimizi ulaştıran teknolojiler değil. 

Konu son korona virüs açıklamalarına bakarken gördüğümüz birçok reklamı belirleyen veriler. Dijital dönüşüm, bankacılık sektöründe de oldukça kapsamlı bir ilerleyiş sürdürüyor. Normal koşullar altında yıllar sürebilecek mobil uygulamaların ve online bankacılığın benimsenmesi yalnızca birkaç ay aldı. Yine de bugünün riskleri, aceleyle yönetilmiş değişimin getirdiği risklerden çok daha derin.

Kargo şirketlerinin sürücülerinin ne kadar iş yapacağına ve internete girdiğimizde ne göreceğimize karar veren algoritmalar, finansal kriz esnasında bankacılık sistemini mağdur eden yapısal kredi ürünlerinden daha iyi anlaşılabilir durumda değil. Dezenformasyonun riskleri yönetilmeli ve içerik yönetimi gelişmeli. Yanlılığın algoritmalar tarafından nasıl doğrulandığını ve yeniden üretildiğini anlamalıyız. Ve bunun nasıl çalıştığını anladığımızda, bundan sorumlu tutulacak olanın da kim olduğu konusunda emin olmalıyız çünkü bir algoritma dava edilemez.

Financial Times’ın haberine göre, tüm bunlar, 2008 finansal krizinin boyutunda bir krizin kapıda olduğu anlamına gelmiyor. Ancak görmezden gelinemeyecek kadar ciddi bir risk getiriyor. Büyük teknoloji şirketlerinin neden olduğu riskin karmaşıklığı, bununla baş etmeyi korkutucu bir hale getirse de, finansal hizmetler sektöründe gerçekleşen dönüşümleri bir model olarak almak faydalı olabilir. Finansal kriz, kamu çıkarı, özel sermaye sağlayıcılarının ihtiyaçlarını karşılamak için var olan işletmelere bağlı olduğunda dikkatli bir yönetimin gerekli olduğunu gösterdi.

2008 krizinden önce düzenleyicilerin bankacılıktaki risklere olan yaklaşımı “prensip temelliydi”, başka bir deyişle oldukça hafif bir dokunuştu. Düzenleyiciler bankaların kendilerini yönetme konusundaki kabiliyetine fazla güvendi ve başarısız oldu.

Büyük teknoloji şirketlerine mevcut yaklaşımımızın benzerliğiyse oldukça dikkat çekici. Krizin ardından gelen yıllarda, İngiltere’deki düzenleyiciler ve siyasiler geri çekilmedi. Bunun yerine, Finansal Yürütme Otoritesi (FCA) kuruldu ve finansal hizmetler sektörünün bir numaralı düzenleyicisi haline geldi.

FCA yeni ekonomiye yön veren teknoloji şirketleri için geçerli olabilecek iki alanda önemli etkiler yarattı. Kurum bankaların daha şeffaf bir iletişim sağlamasını zorunlu kıldı, özellikle de aldıkları ücretler konusunda. Bu tüketicilerin yaptıkları işlemlerde değer konusunda daha bilgi sahibi kararlar almasını sağladı.

 Aynı zamanda, bazı şeyler ters gittiğinde, bunun sorumlusunun kim olduğunun da daha kolay tespit edilmesine yol açtı. Bu da şirketlerin daha fazla özen göstermesine neden olarak, müşterilerin deneyimini geliştirdi.

Oldukça zorlu bir süreç olsa da FCA tüm bunların gerçekleştirilebileceğini gösterdi.

Şimdi, teknoloji sektörünün yarattığı riskler için de aynı hedefler belirlenmeli. Başka bir deyişle, yeni ve dünyaya yön veren bir Dijital Yürütme Otoritesi gerekiyor.

Bu kurumun oluşması, birbiri içine geçmiş kurumların karmaşıklığını ortadan kaldırarak, bireyleri sorumlu tutabilecek güçlü ve güvenilir bir düzenleyici ortaya çıkmasını sağlayacak. Kurumun amacı, müşterilerin iyi sonuçlar alması ve teknoloji platformlarını kullananların adil bir değer değişimi yapmasını sağlamak olmalı.